• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Nepal-Gezi-Rehberi-Nepal-Travel-Guide/154864251283950?fref=ts
    • Boudnath Stupa
    • Katmandu, Nepal
    • Yerel Kabileler
    • Bardia Milli Parkı
    • Annapurna Ana Kamp
    • Tiger Nest
    • Paro,Bhutan
    • Patan, Kathmandu
    • Gampa La Geçidi
    • 5220 metre, Tibet Platosu
    • Himalayalar'da Trekking
    • Mustang Krallığı
    • 4X4 Safari
    • Yamaç paraşütü
    • Pokhara
    • Potala Sarayı, Tibet
    • Himalayalar'da Trekking
    • Sadular
    • Holi Festivali
    • Kathmandu
    • Dağ Köyleri
    • Dhampus
    • Chitwan Milli Parkı
NEPAL & TİBET
NEPAL GEZİ REHBERİMİZ KİTAPÇILARDA
NEPAL'DE EVLENDİK
HİMALAYALAR'DA YÜRÜYÜŞ


NEPAL HOLİ FESTİVALİ
TİBET'İ GEZİYORUZ


NEPAL FOLK MÜZİK

NEPAL, TİBET, BHUTAN GEZİ YAZILARIMIZ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.85193.8674
Euro4.52334.5414
Site Haritası

DİN

TİBET BUDİZMİ

 OHM MANİ PADME HUM

Tibet ve Moğolistan’da halkın büyük çoğunluğunun inandığı bir inanç sistemi. Kimi yerlerde Lamaizm olarak da adlandırılmaktadır.

Tibet’çe de bulunan ''La-ma'' (= üstün) den doğan bu kelime, aynı zamanda bir unvan olarak ta kullanılmaktadır. Lamaizm, Budizm ile tabiata tapınmanın bir tür karışımıdır.

 Tibet’e Budizm, M.S. 5. yüzyılda girmiş ve 7. yüzyılda ''Tibet Kralı Srongtsen Campo'' tarafından yaygın hâle getirilmiştir. Sekizinci yüzyılda ilk defa, Tibet budistleri kurumsal bir yapı kazanmıştır. Bugün ki kırmızı şapkalı Tibet rahipleri, bu ilk yapının devamıdır. Lamaizmin tatbik edilen şeklinde, Budist kitaplarının okunup öğrenilmesi, ahlâkî öğütler, nefisle mücadele ve tefekkür önemli yer tutar.  On birinci yüzyılda bir Hintli Budist olan Atisa ve 14. yüzyılda Çinli Tsong-k’a-pa, çeşitli reformlar yaparak, taraftarlarının sarı şapka giydiği bir inanç ortaya çıkardılar.

Lamaizm’de ibâdet şekli, Hıristiyanlığın tesiri altında kalmıştır. Büyük dînî lider olan Lama’nın ölümünden 18 ay sonra onun rûhunun geçtiği kabul edilen bir genç seçilerek yetiştirilir. ''Lamaizm'', 13. yüzyıldan beri önem kazanmasına rağmen, tesiri 17. yüzyılda görülmüştür. Tibet ve Moğolistan’ın bir bölümünde, bu inanç topluma hâkim olmuş, idârî sistem olarak hâkimiyetini devam ettirmiştir.

Budizm Buda’nın felsefî düşüncelerini kabul edip yolunda yürüme. Brahma inanışının değiştirilmiş bir şeklidir. M.Ö. 4. yüzyılda, Hindistan’ın kuzeydoğusunda, Brahmancılık'ın sert uygulamalarına alternatif olarak kurulan, Budacılık veya Budizm olarak bildiğimiz ekolün mimarı olan Gautama Buddha’nın yaşamı hakkında kesin ve net bir bilgi birikimine sahip değiliz. Çeşitli kaynaklarda, O'nun M. Ö. 560-480 yılları arasında yaşadığı belirtilmektedir.

1950’de Çin komünistlerinin Tibet’i işgâli ve büyük Lama’lardan Dalai Lama’nın 1959’da Hindistan’a göç etmek zorunda kalması ile bu tür idâre son bulmuştur.

Bugün bilim insanları tarafından en sık kullanılan sınıflandırmaya göre dört çeşit akım vardır. Bunlar:

Güney Budizmi, Theravada, Güneydoğu Asya Budizm veya Pali Budizmi olarakta bilinir. İnananları başlıca Sri Lanka, Myanmar, Tayland, Laos, Kamboçya ve Malezya, Vietnam, Çin, Bangladeş'te bulunur.

Doğu Budizmi, Doğu Asya Budizmi, Çin Budizmi, Çin-Japon Budizmi olarak da bilinen Mahayana dır.İnananları başlıca Çin, Vietnam, Kore, Japonya, Singapur, Rusya nın bazı bölgelerinde bulunur.

Kuzey Budizmi, Tibet Budizmi, Tibet-Moğol Budizmi, Lamaizm, Vajrayana olarak da bilinir. Tibet, Moğolistan, Bhutan başlıca olmak üzere Nepal, Hindistan, Çin ve Rusya'da da inananları vardır.

Batı ülkeleri. Budizm özellikle 20. yy.ın ikinci yarısında ABD, Avustralya, ve çeşitli Avrupa ülkelerinde de kök salmıştır. Batıdaki haliyle Budizm, özellikle reankarnasyon ve karma gibi inanç gerektiren özelliklerine olan vurgusunu yitirmiştir. Buna karşı, felsefi ve psikolojik özellikleri, meditasyon ve zihin terbiyesi unsurları batıda daha önem kazanmıştır

Budizm

Budizm, aslında bir din değildir, bir tanrı kavramı da yoktur, temel ilkeleri felsefe ve ahlâk prensipleridir. Budizm, M.Ö. 500 yıllarında, o günlerde Kuzey Hindistan topraklarında kalan fakat günümüzde Nepal'de  olan Lumbini şehrinde bir Prens olarak doğduktan sonra aydınlanmaya ulaşan, Siddharta Guatama tarafından kurulmuştur. Buda’nın yaşamı hakkında kesin ve net bilgi birikimine sahip değiliz. Çeşitli kaynaklarda onun M.Ö. 560–480 yılları arasında yaşadığı belirtilmektedir. Buda’yı Himalayaların eteklerinde Lumbini ormanında dünyaya getiren annesi, doğumdan 7 gün sonra ölmüştür. Çocukluk ve gençlik çağını sorunsuz bir şekilde yaşayan Buda, çevresindeki acılardan etkilenerek ailesini, karısını ve çocuklarını bırakarak, ormanlarda yaşamını sürdürmeye başlamış ve çok sıkı bir çileye girmiştir.

Buda'nın yaşam duruşu etrafında müritleri oluşmasına neden olmuş ve bundan sonraki yıllarda öğretisini yoğun bir şekilde Hindistan’ın kuzey doğusunda Ganj havzasında yaymaya başlamıştır. 80 yaşına bastığı gün Kuşinagar’da eceliyle ölmüştür. Hint adetlerine göre cesedi yakıldıktan sonra külleri sekiz kişi tarafından paylaşılmıştır.

Düşünceleri ölümünden sonra dört ayrı şekilde ele alınmıştır.

Buda’ya göre;

“Akıl gelip geçici olaylardan temizlenmelidir. Düşünce zinciri kontrole imkan olmayan girdaplarda mahvolur gider” Yaratıcı için, “ hiçbir fani göz onu görmemiştir. Onu görmek için açılan perdenin arkasında kendini saklayan başka bir perde çıkar, fakat perdeler sonsuzdur.” “Mutlaka karanlıklar aydınlanacaktır, ama kurbanlar, armağanlar vererek güçsüz tanrıların himayesini aramaya kalkışmayınız. Göklerde melekler bile geçmiş zamanların meyvesini toplamaktadır. Cehennemin en geniş çukurlarında da şeytanlar cezalarına katlanıyor. Kainat ise durup dinlenmeden doğmasına izin veriyor. Sizi bu aleme bağlayan zincirleri koparıp, eşyanın ruhunu ve özünüzü tadın, göksel rahatlığa kavuşun”

Budistler, Nirvana olarak bilinen “aydınlanma” nın tüm insanların nihaî amacı olduğuna inanır.

Buda, Dharma bilgisini ve öğretilerini hiçbir zaman yazılı olarak ifade etmediği halde kendisinden sonra gelenler bu felsefeyi dini bir sisteme dönüştürmüştür. Budizm, iki büyük ekol halinde Viet-Nam, Bhutan, Japonya, Çin (Tibet), Sri Lanka, Burma ve Tayland’da uygulanmaktadır. Hindistan ve Nepal’de Budizmin Hindu - Tantrik tipi, ezoterik yapısıyla dikkati çekmektedir.

Buda, aydınlanmaya ulaşmak için maddi dünyayı terk etmeyi düşünüyordu. Fakat başka dinlerin tersine dünya nimetlerinden mahrum kalmanın insanı ilerletmediğini buldu. Böylece, her şeyin aşırılığa kaçmadan yapılmasını öneren ‘orta yol’ öğretisini oluşturdu. Buda, tüm yaşamın acılardan ibaret olduğunu ve bu acıların kaynağının ise arzular olduğunu gösterdi. Buda’nın ’sekiz basamaklı yol’u izlendiğinde bu arzuları aşılarak Nirvana’ya ulaşmak ve yeniden doğuştan kurtulmak mümkün olmaktadır. Kişiyi yeniden doğmaya sürükleyen yine kendi karma’sıdır. Buda’ya göre Karma, sadece kör bir kader değil sebep ve sonuç yasasının doğal bir sonucudur.

Budizm ahlakı, doğruluğu, akıl ve aksiyon bakımından kötülüklerden uzak kalmayı yeğler.

Budist Öğretilerinin Kısa Özeti

Budizm öğretisi ve pratiğinin özünde “yüce gerçekler” adı verilen 4 tespit yatar:

1. Hayat ızdırap/tatminsizlik (dukkha) içerir.

2. Tatminsizliğin kaynağı şiddetli arzu, ya da tam tersi olan nefret iğrenme ve tiksinme hisleridir.

3. Tatminsizlikten hürriyet mümkündür.

4. Tatminsizliği azaltmak için takip edilecek yol, her insanin yorumlayıp kendi anlayışı doğrultusunda takip edebileceği sekiz tavsiyeden oluşur. Bu sekiz-kollu yol aşağıda bilgelikle, ahlakla, ve eğitimle ilgili sınıflandırılmıştır:

Hikmet/Bilgelikle ilgili olanlar:

1. Doğru bakış açısı, doğru görüş

2. Doğru niyet

Ahlak/Etikle ilgili olanlar:

3. Doğru söz / yumuşak söz

4. Doğru davranış, hareket, eylem

5. Doğru / namuslu kazanç

Zihin eğitimine / terbiyesine / meditasyona yönelik olanlar:

6. Doğru çaba

7. Doğru bilinçlilik/farkındalık/uyanıklık

8. Doğru konsantrasyon

Yukarıdaki sekiz-kollu yolu, her bireyin kendi yorumu doğrultusunda pratik bir şekilde hayata geçirmesine Budizm'de çok önem verilir. Doğru niyetle yola çıkıp, ahlakî bir hayat çerçevesinde insan zihninin terbiyesi ve eğitiminin en pratik ve direkt yollarını arar. Özellikle bilinçlilik /farkındalık/uyanıklık insanın iç ve dış dünyasını dingin ve konsantre bir ortamda kendi hayatı nımuhakeme etme ve hissetmesine yardımcı olur. Bir çeşit içe bakış olan bu meditasyon, sangha denilen cemaatin desteğiyle olur. Meditasyonun en yaygın şekli rahat bir ortamda dik oturarak (mesela bir sandalyeye) nefesi takip etmektir. Bu nefesi takip esnasında vücutta ve zihinde olan aktiviteleri dikkatle ve yargısız takip edilmeye çalışılır. Dikkat dağıldığı zaman kendi kendini yargılamadan, şefkatle tekrar nefesi takibe geri dönülür. Dikkat ve uyanıklık çerçevesinde bu nefes takibi zamanla zihin-vücudun kendini öğrenmesini sağlar. Zen budizminde bu çeşit meditasyona zazen denilir.

Budizm / Mezhepler

Budizmin üç türü vardır: Hinayana, Mahayana ve Vajrayana

Bunlardan birincisi, yani eski Budizm bireyleri bu dünyanın sıkıntı ve ıstıraplarından kurtarmayı amaçlar. Yani, o önce bireyin yazgısını ve kurtuluşunu dikkate alır. Buna göre, acı çekmekten kurtulmanın tek yolu, yaşamdan el etek çekerek, Nirvana'ya ulaşmakla elde edilebilecek olan ahlak yetkinliğidir. Buna karşın, Mahayana adı verilen yeni Budizm, bireyden çok tüm insanlığı, yani bütünü dikkate alır. Bu anlayışa göre, büyük borç gerçekte tüm insanlığa hizmet ettikten sonra ödenmiş olacaktır ve bireyin yalnızca kendisini kurtarmasının hiçbir önemi yoktur. Üçüncü mezhep olan Vajrayana Mahayana'dan türemiş tantrik bir okuldur. Felsefi açıdan Mahayana'dan çok farklı değildir ancak uygulamada yepyeni yöntemler ekler.

Mahayana mezhebinin içinde de bazı okullar vardır. Bu okullar bazıları binlerce sayfa olan Sutralar'dan bazılarında uzmanlaşmıştır ve uygulama olarak farklı yöntemlerin üzerinde durur. Mahayana okullarından bazıları Zen/Chan budizmi, Pure Land budizm, Niçiren Budizmi'dir.

 Tibet Budizmi ve Japonya'daki Shingon Budizmi Vajrayana mezhebindendir. Özellikle Tibet'te ve Moğolistan'da kısmen Japonya'da, Çin'de ve Nepal'de yaygındır.

Bütün mezheplerin kabul ettiği ortak kavramlar aynıdır. Bütün Budist mezhepleri ve okulları "yeniden doğumu” ve karma inancını kabul eder. Bundan başka bütün Budist mezhepleri ve okulları 4 kutlu gerçekliği, 8 aşamalı yolu, 12 halkalı nedensellik yasasını ve temel Budist öğretileri kabul eder.

Theravada

Mahayana Budistleri tarafından "Hinayana" (Küçük araba) olarak da nitelendirilen, Budizm'in en eski ekolünün günümüzdeki tek temsilcisidir; disipline ve monastik hayata büyük önem verilir, rahipler için katı kuralları vardır. Theravada yalnızca Pali Kanon'u kabul eder, Mahayana mezhebinden farklı olarak mistisizm ve mistik spekülasyonlara yer verilmez, felsefidir; ruhun ve Tanrı'nın olmadığı olgusu üzerine en çok duran Budizm mezhebidir.

Mahayana mezhebinden farklı olarak yalnızca Guatama Buda'nın öğretilerinin "üstün" olduğu kabul edilir, daha sonra aydınlanan ve "Buda" olarak isimlendirilen kişiler Guatama seviyesinde değillerdir, Mahayana'nın aksine diğer Buddha'ların da değil yalnızca Guatama'nın öğretileri kutsal metin olarak kabul edilir. Nirvana'ya ulaşmak için pek çok kere ölüp yeniden doğarak "gelişmek" gereklidir.

Mahayana

Mahayana mezhebi içinde farklı ekolleri barındırır, en önemlileri, Pure Land Budizmi, Zen Budizmi ve Nichiren Budizmi'dir.

Theravada'dan farklı olarak, monastik hayata fazla önem verilmez, herkes tek başına aydınlanabilmektedir, farklı ekollerin "hızlandırılmış aydınlanma" teknikleri vardır bu yollarla kişinin tek bir yaşamda dahi Nirvana'ya ulaşabileceği kabul edilir. Pali Kanon, Mahayanacılar için sadece "başlangıç" seviyesinde olan kutsal metinlerdir, Theravada'dan farklı olarak pek çok Mahayana Sutrası kabul edilir ve ekollere göre, bunların öğreti olarak Pali Kanon'dan daha ileri seviyede ve üstün olduğu söylenir. Mahayana Budizmi'ne göre Buda doğası herkesin içinde bulunur, aydınlanmaya ulaşabilmiş çeşitli üstün varlıkların insanlara yardım edebileceği inancı, göksel mekanlar ve zengin bir kozmografyaya sahiptir.

Zen Budizmi

Japon ve Çin olmak üzere ikiye ayrılır, Zenin Çin versiyonuna "Chan" adı verilir, Japon Zen'inden farklı olarak biraz daha felsefidir ve Shurangama Sutra'ya ayrıca önem verilir, Japon Zen'inde Rinzai, Soto ve Obaku okulları vardır. Rinzai okulu koanlara fazlaca önem vermesiyle tanınır.

Zen Budizmi kavramlardan ve kelimelerden ziyade anlamın, mananın üzerinde durmaktadır, inanca değil meditasyona ve deneyimlemeye verdiği önemle diğer Budist okullarından ayrılır, yeniden doğum olgusu üzerinde fazla durulmaz, anı yaşamanın önemli olduğuna dikkat çekilir, Zen Budizm'inde en çok Lankavatara, Diamond ve Platform Sutralarına önem verilir.

Pure Land Budizmi veya Amidism'de ise meditasyon ve deneyimleme değil, iman ön plandadır. Amida Buddha'nın adı sürekli tekrarlanır, böylece öldükten sonra "Pure Land" denilen Samsara'nın dışında olduğu kabul edilen bir boyutta yeniden doğulacağına ve oradan da Nirvana'ya daha kolay ulaşılacağına inanılır. Pure Land Budizmi kendi içinde kollara ayrılır bunlardan en katısı Jodo Shinshu adı verilen Japon Pure Land okuludur. Bu okula göre kişinin kendini kurtarması imkansızdır, Guatama Buda'nın öğrettikleri ile dahi kurtuluş artık mümkün değildir (Mappo), günümüzde insanoğlu kendini asla kurtaramayacak bir haldedir. Dolayısıyla meditasyonun veya deneyimlemenin yararı yoktur, kişinin tek yapması gereken Amida Buda'nın adını Namu Amida Butsu şeklinde sürekli tekrarlaması, (Nembutsu) onun gücüne inanması ve böylece öldükten sonra Pure Land'te doğabilmesidir.

Niçhiren Budizmi, tüm Budizm mezhepleri içinde en sert olanıdır, diğer bütün Mahayana okullarını ortodoksluktan, doğru öğretilerden sapma olarak görür, diğer okullardan farklı olarak en çok Lotus Sutra'ya önem verir.

Vajrayana

Ezoterik ve tantrik bir okuldur, mistik spekülasyonlara ve genel olarak mistisizme önem verilir, yoga uygulanır, göksel varlıklarla iletişime geçerek daha hızlı bir aydınlanmanın mümkün olduğu söylenir. Vajrayana mezhebinin 2 önemli kolu vardır: Tibet Budizmi ve Shingon Budizmi. Shingon Budizmi, Tibet Budizmi'nden farklı olarak öğretileri ikiye ayırır: Guatama Buda'nın öğretileri, Dharmakaya nın öğretileri. Guatama Buda yalnızca "dışsal" (egzoterik) öğretileri öğretmiştir, Dharmakaya Buddha ise "içsel" (ezoterik) hakikatleri açıklamıştır. Bu okulda ayrıca diğer Budist okullarına yabancı olan Mahavairocana Sutra ve Vajrasekhara Sutra kabul edilir, öğretileri Tibet Budizminden biraz farklıdır. Tibet Budizmnin içinde Dzogchen ve Mahamudra gibi çeşitli felsefe ekolleri bulunmaktadır.Tantrik metinlere önem verilir. Tibet Budizmini diğer okullardan ayıran birkaç unsur vardır:

Ruh olgusu geleneksel manada kabul edilmese de diğer Budist okullarından farklı olarak yorumlanır, "ruh farkındalığı"nın değişmediği öne sürülür. Lamaların öldükten sonra yeni bir bedende, tanınabilecek şekilde yeniden doğduğuna inanılır. Buda'nın başka bir bedene bürünerek tekrar dünyaya gelebileceği inancı vardır. 

Termas denilen, kaybolmuş ruhsal hakikatleri ve kutsal metinleri ortaya çıkaran ustalar geleneği vardır, Tibet Ölüler Kitabı bir temadır.

Kutsal Metinler

Budizm'in Kutsal Kitapları Pali dilinde yazılan Tipitaka ve sadece Mahayana okullarının kabul ettiği Mahayana Sutralarından oluşur. Bu kitaplar Buda'nın ve Buda'dan başka aydınlanmaya, Nirvana'ya ulaştığına inanılan kişilerin felsefeleri ve öğretileridir. Bu öğretiler, her şeyi terk eden, kendini Buda'nın ve aydınlanmışların öğretilerine adayan öğrenciler (Sangha) tarafından ezberlenmiş sonrasında kitap haline getirilmiştir.

 Buda aydınlandıktan sonra 45 yıl boyunca kast ayrımı yapmadan her türden insana zengin, fakir, yaşlı, bilge, düşük seviye demeden öğretilerini anlatmıştır. Budizm felsefi bir dindir. Tipitaka ve mahayana Sutralarında daha basit anlatımlı hikayelerden en derin felsefe ve kavramları açıklayan anlatımlara kadar pek çok değişik öğreti vardır.

Pali Kanon da denilen Tipitaka, Budizmin bütün mezhepleri ve okullarınca kabul edilir. 3 bölümden oluşur: Vinaya Pitaka, en önemli bölüm olan Sutta Pitaka ve Abhidhamma Pitaka. 3.bölüm olan Abhidhamma Pitaka, Sutta Pitaka'dan içerik olarak çok da farklı değildir. Ancak uzun kategoriler, eş anlamlı sözcükler ve bunun gibi pek çok sıralama ve kategorileme yapılmıştır

Karma

Hinduizm, Budizm, Jainizm, Sihizm ve Teozofi’de kullanılan bir terimdir. Sanskrit dilinde “yapmak, eylemek, bir fiilde bulunmak” anlamındaki “kri” sözcüğünden türetilmiştir. Karma sözcüğü farklı sözcüklerle birlikte kullanılarak, karma yasası, karmik plan, karmik telafi gibi farklı anlamlara gelen terimlerin oluşturulmasında kullanılmıştır.

Karma yasası, kısaca, her yaşamın, önceki yaşamlarda yapılan hareketlerin sonucu olarak belirmesi esasına dayanır. Yani, kişinin yaptığı hiçbir hareket sonuçsuz kalmayacak ve kişinin mukadderatının belirlenmesinde bir neden oluşturacaktır. Hiçbir neden, herhangi bir sonuç yaratmadan yok olup gitmez. Bu, felsefe ve bilimde "nedensellik kuralı" olarak adlandırılır. Dolayısıyla samsarayı esas alan Doğu öğretilerinde her yaşam ve her yaşamdaki koşullar, önceki yaşamlarda yapılan hareketlerin bir bileşkesi olarak meydana gelmekte olup, o yaşamda yapılacak hareketler de bir sonraki yaşamı ve koşullarını belirleyici bir etken olacaktır.

Doğu’nun karma yasası bir tek cümleyle şöyle ifade edilebilir: “Ne ekersen onu biçersin”

Reenkarnasyon

 Tekrardoğuş, yeniden bedenlenme) ruhsal ilkenin yeni bir tensel kabuğa (et bedene) geri dönüşüdür. Bir insan varlığı için bu kabuk (dış zar) daima bir insan bedenidir. Ancak, bir önceki hayatın yaşanmış olduğu gezegene reenkarne olunabileceği gibi, başka bir gezegene de reenkarne olunabilir. Nasıl ki yeryüzü hayatı için belli bir süre tespit edebilmek mümkün değilse, yeni bir bedene geri dönüş öncesi için de belli bir süre saptayabilmek mümkün değildir. Kimi insan varlıkları dünyada üç yıl, kimileri ise doksan yıl yaşarlar.

Yeryüzü hayatının süresi kişisel bir etkendir; aynen bunun gibi, dünyaya yeniden gelmeden önce geçirilen zamanın süresi de pek çok şartlara bağlı olan kişisel bir etkendir. Hemen şunu da belirtelim ki, bir gezegende reenkarne olmaya gelmeden evvel, ruh varlığı daha önceki yaşamlarının anılarını yitirmeye razı olur.

Reenkarnasyon, Antik Çağın tüm inisiyasyonlarında ezoterik bir sır olarak öğretilmiştir.

Ölüm Ayini

Tibetliler 1950 li yıllara kadar fakir olanlar ölülerini nehirlere bırakarak, zengin olanlar ise yakarak ayinlerini yaparlarmış. Zamanla Çin hükümeti tarafından Tibet’teki ormanlık alanların tahrip edilmesi, ölüleri yakmak için odun bulunamaz hale gelmiş. Nehirlere atma geleneğini de Çin hükümeti yasaklamış.

Ölüm anı yaşandıktan sonra Ölü 24 saat boyunca bir Lama’nın karşısında oturtularak ruhun bedenden kopuşunu tamamlanması sağlanır. Lama bu esnada Tibet’in ölüler kitabından 49 günlük Bardo sürecinin olumlu geçmesi için dualar okumaktadır. 3.gün sonunda manastırda bekletilen beden adaklar adanarak en yakın arkadaşı tarafından “durtro” alanına getirilir. Rakyapan denilen kişiler tarafından ölünün ilk önce saçları kesilir, sonrasında da bu kişiler tarafından vücut parçalara ayrılır.Parçalanan vücut Tsampa denilen kızarmış arpa unu ile karıştırılarak akbaba ve kartallara yem olarak verilir. Çoğu zamanda vahşi köpekler tarafından da tüketilir. Açık alandaki bu parçalama serenomisinde insanlar tarafından üzüntü yaşanmaz. Çünkü ruhun bedeni çoktan terk ettiğini düşündüklerinden gömme işlemi sadece atığı yok etmek gibi basit bir işlemdir.

Açık hava gömme işlemi hayatın devamlılığı olarak yapılıyor.Ölümü spirütüel değişim ve dönüşümün güçlü bir kanıtı olarak düşünüyorlar. Açık hava gömme ayinlerini turistlerin izlemesi Çin hükümeti tarafından yasaklanmıştır.

Tibet’in Ölüler Kitabı

Kitabın Tibet dilindeki adı Bardo Thödol`dur. Bu ad, “bar”, “do”, “thos” ve “grol” sözcüklerinin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Bar-do`i-thos-grol “duyarak aracı hallerden kurtuluş” anlamına gelir. Bu kitap adının anlamından da anlaşılacağı gibi, ölmekte olan kimseye öte-alemde yardımcı olması amacıyla, huzurunda okunacak biçimde düzenlenmiştir. Bu kitaptaki bilgilere göre, kişinin imajinasyonunu, niyet, düşünce ve duygularını denetleyebilme yeteneğini henüz yeryüzündeyken kazanabilmiş olması kendisine ölüm sonrası yaşamında son derece yararlı olur ve bedeninin terk eden herkesin geçireceği ilk zor aşamaları kolayca atlatmasını sağlar. Dolayısıyla, Tibet tradisyonuna göre bu yeteneği henüz yeryüzündeyken kazanabilmiş olan kimselere bu kitabın okunmasına gerek kalmamıştır. O alemde karşılaşacağı olaylar kişinin kendi zihinsel faaliyetinin ürünleri olacağından, zihnini denetleyebilen kişi, haliyle, o olayları da denetleyebilmiş olur.

 Bardo bilinç halleri=Aslında, sözcük anlamıyla “ara hal” anlamına gelen Bardo terimi Batı`da ilk zamanlar yanlış anlaşıldığı gibi, öte-alem anlamına gelmez; ruhun içinde bulunduğu bilinç hallerini belirtir. Ölüm denilen bedenin terk edilmesi olayından hem önce (inisiyasyonlarda inisiyatik ölüm ya da cehenneme iniş deneyiminde, trans ve meditasyon çalışmalarında), hem sonra yaşanabilecek bu “ara haller” konusu Tibet Ölüler Kitabı`nın yanı sıra, Budizm`in Vajrayana ekolünde, “naro chödrug” öğretisinde de çok önem verilmiş bir konudur. Bu öğretide ve Ölüler Kitabı`nda aracı haller 6 grupta ele alınır:

1-Kyenay Bardo: Doğum öncesinde, anne karnındayken içinde bulunulan bilinç hali. Buna “cenin hali” de denir.

2- Milam Bardo: Rüya sırasındaki bilinç hali

3-Tingezin Bardo: Meditasyon sırasındaki bilinç hali. Kimileri bu bilinç halinin adındaki “tingezin” teriminin Türkçe olup, Tibet tradisyonuna şamanik bir teknik ya da din olan Bon ya da Bön aracılığıyla sokulmuş olduğunu düşünmektedir.

4-Chikai Bardo: Ölüm anındaki bilinç hali

5-Chönyid Bardo: Ölüm sonrasındaki bilinç hali

6-Sidpa Bardo: Yüksek realiteye ulaşıldığındaki bilinç hali

Tibet Müslümanları

Tarihi ve Şimdiki Durumları

İslam´ın uzak doğu diye adlandırılan Endonezya, Tayland, Malezya ya da Kuzey Çin Hint adalarına müslüman işadamlarının (tacirlerinin) sayesinde yayıldığını tüm araştırmacılar üstüne basarak ifade etmekten kaçınmazlar. Tibet‘te bu müslüman tacirlerden nasiplenen ülkeler arasındadır. Özellikle 14. ile 17. yy arasında komşu ülkelerden gelen çok sayıda müslüman işadamı, Tibet´e yerleşmiştir. Ticaret amacıyla Tibet´i ziyaret eden bu tüccarlar daha sonra Tibetli kadınlarla evlenerek aile yapısını oluşturdular. Bu vesileyle Tibetli kadınlar kocalarının dinlerine uydular. Öyle ki onlardan meydana gelen çocuklarda anne ve babalarının inançları üzerine hareket etmeye başladılar. Onlar her şeyi ile(gelenek, örf, adet, konuşma lehçesi) bir Tibetli gibi olmalarına karşın din olarak ailelerinin dinini yani İslam’ı kabullenmişlerdi. 1949 yılındaki Çin işgali öncesine kadar sadece ÜTsang eyaletinde müslümanların sayısı 3 bin iken bir o kadar da Kokonor bölgesi ve Amdo eyaletinde müslüman İslam üzerine hayatlarını devam ettiriyorlardı.

Öte yandan müslümanlar Tibet bölgesini ta ilk tarihi döneminden bu yana tanıyorlardı. İlk Arap tarihçileri yazılarında Tibet´i konu edinmişlerdi. Örneğin AlYakubi Kitabul Buldan (Ülkelerin Kitabi) isimli eserinde Tibet ve Tibet insanları hakkında yazmış ve Tibet´in Cin´den daha geniş bir coğrafya olduğunu yazmıştır. Yine AlYakubi adi gecen kitabında, Tibet krallığının gücünden, sanat alanında Tibet halkının Cinlilere oranla daha yetenekli olduklarından söz ederken Tibetliler için "onlar kahraman ve zeki insanlardır" cümlesini kullanır.

Arapların Tibetlilerle ilişki kurmaları 8.- 9. yy arasında vuku bulur. O dönemdeki Bağdat Abbasi halifeleri Tibetlilerle ilişkilerini sürdürürler. Daha sonraki yıllarda Tibet kralı "Trisong Detsen" döneminde Tibet´in siyasal gücü geniş bir alana yayılmıştı. O dönemin halifesi Harun Reşid bu yayılmayı fark etmiş, Tibetlileri yakın takipte tutabilmek amacıyla Çinlilerle ittifaka girmiştir. Buna rağmen Tibet ordusu bati yönüne doğru ilerlemesini sürdürdü. AlYakubi´nin belirttiğine göre Tibet ordusu batıya doğru ilerleyişinde Semerkand şehrinin sırtlarına dayanmıştı. Harun Reşid´in ikinci oğlu Me´mun (Meymun) döneminde Tibetlilerle anlaşmaya varılmıştı. Öyle ki Tibet´in Türkistan valisi Me´mun´a altından yapılmış bir sanat eşyası ve kıymetli taslardan oluşan bir hediye paketi sunmuştu. Bu hediyeleri Me´mun tarafından sonra Mekke´ye gönderildi. Bu dönemde ticari ilişkiler kurulmuş, Tibetlilerin eliyle İslam dünyası misk adi verilen kokuyla tanışmışlardı.

Tibetli müslümanların kökeni dört ana bölgeden bölgeye akan göçten oluşur. Bu bölgeler; Keşmir, Ladak, Çin ve Nepal. Bunun yanında İslam´in etkisi Fars ve Türkistan izi taşımaktadır.


Nepal & Tibet & Bhutan gezilerimiz
 PRONTOTOUR AC Seyahat Acentesi işbirliği ile gerçekleştirilmektedir.

NEPAL GEZİ REHBERİ
NEPAL'DE HAVA
Weather in Kathmandu
NEPAL UYDU HARİTA

TAKVİM
NEPAL TAKVİMİ

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam46
Toplam Ziyaret267649