• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Nepal-Gezi-Rehberi-Nepal-Travel-Guide/154864251283950?fref=ts
    • Boudnath Stupa
    • Katmandu, Nepal
    • Yerel Kabileler
    • Bardia Milli Parkı
    • Annapurna Ana Kamp
    • Tiger Nest
    • Paro,Bhutan
    • Patan, Kathmandu
    • Gampa La Geçidi
    • 5220 metre, Tibet Platosu
    • Himalayalar'da Trekking
    • Mustang Krallığı
    • 4X4 Safari
    • Yamaç paraşütü
    • Pokhara
    • Potala Sarayı, Tibet
    • Himalayalar'da Trekking
    • Sadular
    • Holi Festivali
    • Kathmandu
    • Dağ Köyleri
    • Dhampus
    • Chitwan Milli Parkı
NEPAL & TİBET
NEPAL GEZİ REHBERİMİZ KİTAPÇILARDA
NEPAL'DE EVLENDİK
HİMALAYALAR'DA YÜRÜYÜŞ


NEPAL HOLİ FESTİVALİ
TİBET'İ GEZİYORUZ


NEPAL FOLK MÜZİK

NEPAL, TİBET, BHUTAN GEZİ YAZILARIMIZ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.85193.8674
Euro4.52334.5414
Site Haritası

DİNİ YAPI

DİNİ YAPI

Nepal’de bulunan çeşitli dinler ve inançlar, bu karmaşık yapı içinde birarada yaşama savaşı vermektedir. 28.850 milyonluk Nepal nüfusunun %87'si Hinduizm'e, % 9'u Budizm'e %3'ü İslam'a inanmış durumdadır. Hinduizm ve Budizm gibi iki büyük dinin yanında yoga ve uzakdoğu felsefeleri de Nepal’de yaşam bulmaktadır.

KAST SİSTEMİ

Yabancıların Nepal'de en çok ilgilerini çeken konuların başında kast sistemi gelmektedir. Bu sistemin kökeninin ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. Çok eski zamanlarda Brahman rahipleri kendi durumlarını kalıcı hale getirebilmek için üst sınıf olduklarını iddia etmişler, daha sonra Aryanlar kendilerinin daha önceki Hintlilerden üstün olduklarını iddia etmişler ve giderek bu sistem dört temel kasta bölünmüştür.

Kast sitemine göre, en tepede, din ve kast kurallarına göre, neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna karar veren Brahmanlar bulunur. Onların altında, askerlerin ve yöneticilerin sınıfı Ksatriyalar vardır. Zanaat erbabının ve tüccarların oluşturduğu Vaisyalar ile işçi ve köylülerin oluşturduğu Shudralar toplumun en alt kastlarını meydana getirir. Bu dört kastın ötesinde, beşinci kast olan dokunulmazlar sınıfı vardır. Toplumun tabanını oluşturan bu sınıf hiç bir kasta ait olmayanlardır. Eğer yukarı kasta ait bir Hindu’ya bir “dokunulmaz” temas ederse, hatta gölge teması bile yaşansa, üst kasttaki kişinin arınmak için birçok ritüelden geçmesi gerekir.

Günümüzde bu kast sistemi iyice zayıflamış olmakla beraber, gelir ve eğitim düzeyi düşük alt sınıflarda ve kırsal kesimde varlığını sürdürmektedir. Gandhi, dokunulmazlar kastına “Harijanlar” yani “Tanrının çocukları” ismini vererek onları topluma dahil etmeye çalışmıştı. Nepal'deki kastların yapısı değiştirilemez değildir. Aşağı kasta ait olan bir kişi, kurallara aykırı olsa da mücadele ederek yukarı kastlara çıkabilmektedir. Birçok Brahman’ın fakir ve kırsal kökenli olması, yüz yıl kadar önce yaşamış olan büyük Maratha lideri Shivaji’nin bir Shudra kastı üyesi olması gibi uç örnekler kast değiştirmenin mümkün olduğunu göstermektedir.

 

 ÇAKRA Mutlak tamlığı sembolize eder. Hinduizm’de Vişnu ve Krishna’nın doğaüstü güçlerini ifade eder. Budizm’de ise 8 kanadı ile kurtuluşa ulaşmanın 8 katlı yolunu gösterir. Dört temel gerçeğin her birisi için üç aşamada on iki kez döndüğü düşünülür.

 

OM Hinduizmin en tanınmış sembolü ve en kutsal mantradır. Yaradılış, gelişme ve ölüm çarkını temsil eder. Nokta şekli kozmik bilinci, ay şekli bireyin zihnini, ucu açık halka yaradılış sürecini gösterir. Budistler bu mantrayı sürekli tekrar ederek konsantrasyonlarını artırırlar.

 

 YANTRA Görünen ve bilinen şeylerin çekirdeğini sembolize eder. Ona konsantre olunduğunda enerjiye ulaşılır. Yantraların en yükseği Sri Yantradır. Ötekiler bundan türetilmiştir. En iyi yantra kaya kristalinden yapılır. Işığı yansıtırken açığa çıkan şekillerde çeşitli yantralar oluşur.

TANRIÇA KUMARİ

Bu ülkede inançlara hiç dokunulmuyor. Bir inanca göre yaşayan Tanrıça yaratmışlar. Kral dan sonra gelen  en önemli kişi, tanrıça Kumari. Hem de küçük bir kız çocuğu. Kumari Tanrıça Taleju’nun enkarnasyonu olduğuna inanıyorlar. İri gözlü ve güzel kız çocuklarını küçük yaşta bu “Kumari” olabilir diye topluyorlar. Bir de sınav yaparak, bu sınavı geçenleri mabetlere kapatıyor ve eğitime alıyorlar. Ailesi de bununla birlikte ömür boyu krallık tarafından bakılması garantileniyor. Küçük kızın tanrıçalığı adet gününe kadar sürüyor. Adet geçirdiği gün birdenbire tanrıçalık sıfatı sona eriyor. Çocukluğundan beri sokak yüzü görmemiş genç kız birdenbire kendini hiç kimse olarak sokaklarda buluyor. Enteresan olanı da onunla evlenecek olan erkeklerin boğularak öleceğine ve uğursuzluk getireceğine inanıldığı için kimse Kumari ile evlenme cesaretinde bulunamıyor.

Nepal’de Katmandu'da yaşayan bu gelenekte Katmandu’nun üç ayrı şehrinin de ayrı ayrı Tanrıça Kumarileri var. Katmandu, Bhaktapur ve Patan. Festivallere denk geldiğiniz gezileriniz sırasında halk arasında dolaşan Kumari yi görebilme ve fotoğraf çektirme şansına sahip olabilirsiniz. Bazen de meydanlardaki Kumari evlerini gezerken sizi camdan selamlarken görebilirsiniz.

HİNDUİZM

Nepal nüfusunun yüzde 87’sinin oluşturan 22.8 milyon kişinin  kabullendiği Hinduizm, bu ülkedeki en yaygın dindir. Nepal’den başka özellikle Hindistan’ın %80’inde ve Endonezya’nın bir bölümünde de izlenmesi nedeniyle Hinduizm, Asya’nın en büyük dini niteliğindedir. Tarihte, İndüs Irmağı çevresinde gelişen uygarlığın Hinduizm’e çok benzeyen bir din geliştirdiği bilinmektedir. Bu din, daha sonra güneydeki Dravidyanlar ile Kuzey Hindistan’ı işgal eden Aryanların birleşmesiyle Hinduizm’e dönüşmüştür. M.Ö. 1000 yıllarında Veda’ların yazılmasıyla bu dinin ilk yazılı kaynakları ortaya çıkmıştır. Hinduizm’in günümüzdeki önemli kitapları: Krishna’yı anlatan Bhagavad Gita bölümüyle ünlü Mahabharata Destanı, Rama’nın hikâyesini anlatan Ramayana Destanı, Veda’lar, Upanişad’lar ve Purana’lardır.

 Hinduizmin temel inanışına göre insanlar, bir seri enkarnasyon yolu ile dünyaya birçok kez gelip gider. Bu geliş gidişlerin sonunda “yeniden doğma” zincirinin kırılması ile “moksha” - özgürlük - seviyesine ulaşılır. Her yeniden doğuşla bu ebedi sona biraz daha yaklaşılır. Burada belirleyici faktör, sebep ve sonuç yasasını oluşturan “karma”dır. Yaşam boyunca yapacağınız kötü davranışlar kötü karma oluşturmanıza, sonuçta da aşağı bir beden almanıza sebep olacaktır. Bu yaşamınızdaki iyi davranışlarınız ise iyi bir karma oluşturarak bir sonraki yaşamınızda tekrar doğma zincirinden kurtulmanızı ve özgür kalmanızı sağlayabilir.

Hinduizm’de Dharma adı verilen doğa yasaları, yaşamın sosyal, ahlaki ve ruhsal uyumunu gösterir. Üç tip Dharma vardır. Birincisi tüm evren ile ilgili evrensel uyumu belirler. İkincisi kastları ve kastlar arası ilişkileri anlatır. Üçüncüsü ise bireyin uygulaması gereken ahlakî kuralları oluşturur.

Hindu dininde üç temel uygulama vardır. Puja denilen ibadet biçimi,  ölülerin yakılması ve kast sisteminin yasa ve kuralları. Toplumsal yaşamda dört temel kast ve bunların altında yüzlerce alt sınıf bulunur. Bütün alt gruplar kendilerine özgü tanrı, tanrıça ve putlara ibadet ederler. Batılıların Hindu dinini anlamakta karşılaştıkları en büyük güçlük, bu kadar çok sayıda tanrıyı ve kutsal varlığı sınıflandırmaktır. Bunu kolaylaştırmak için bütün farklı tanrıların, ana tanrının çeşitli durumlarda yeniden biçimlenen farklı ifadeleri olduğu düşünülebilir. En üstün gücü sembolize eden, her şeye gücü yeten ve her zaman var olan yüce Tanrı Brahma’dır. Brahma’nın üç fiziksel ifadesi vardır. Bu ifadelere göre; Brahma - yaratıcı, Vişnu - koruyucu ve Şiva - yok edici ve yeniden yaratıcıdır. Brahma’nın her yeri görme özelliği nedeniyle dört yöne bakan dört kafası vardır. Dört Veda’nın bu dört ağızdan yayıldığına inanılır.

Tanrılar, ayrıca bazı hayvanlarla birlikte gösterilir. Bu hayvan, o tanrının kullandığı araçtır. Her tanrı, elinde bir de sembol taşır. Bu sembole ve araca bakarak tanrının hangi konu ile ilgilendiği anlaşılabilir.

 Brahma’nın temel enkarnasyonlarından birisi, öğrenme tanrıçası olan Sarasvati’dir. Bir kuğu üzerinde ve elinde vina adlı bir müzik aleti ile birlikte gösterilir.

'Koruyucu' olan Vişnu, yeryüzüne enkarne olduğunda aldığı biçimlerden biriyle gösterilir. Vişnu, yeryüzüne dokuz kez gelmiştir. Onuncu bedenlenişinde Kalki isminde ve at üstünde geleceğine inanılmaktadır. Eski enkarnasyonlarında çeşitli hayvan bedenlerinde ya da Narsingh ismiyle bilinen yarı aslan - yarı insan şeklinde biçimlenmişti. Ramayana Destanı'na göre yedinci enkarnasyonunda, ideal insanın ve bir kahramanın olması gereken şeklini gösteren Rama şeklinde belirdi. Rama, aynı zamanda Hanuman gibi ikincil derecedeki tanrıları da oluşturdu. Günümüzde Hanuman, uğur getirici özelliğiyle çok popüler tanrılardan birisidir.

Vişnu, sekizinci ziyaretinde bir köylü olarak doğup büyüyen Krishna şeklinde enkarne olduğu için çalışan sınıfların en çok sevdiği tanrı olmuştur. Krishna, eşleri Radha, Rukmani ve Satyabhama ile çok iyi tanınır.

Resimlerde mavi bir ten renginde ve flüt çalarken gösterilir. Vişnu’nun dokuzuncu ve son enkarnasyonu Buda olmuştur. Bu kabul, Budistleri Hinduların etkisi altına almaya yönelik bir taktik olarak da yorumlanmaktadır. Vişnu sarmal şekilde oturmuş bir yılanın üzerinde bulunur; elinde deniz kabuğundan yapılma bir düdük  ve metal bir disk tutmaktadır. Vişnu’nun kullandığı araç, yarı insan yarı kartal olan Garuda’dır. Vişnu’nun karısı denizden gelen, varlık ve zenginliğin tanrıçası olan güzel Laksmi’dir. Laksmi, son zamanlarda para tanrısı olarak isimlendirilmeye başlanmıştır.

Şiva’nın yaratıcı rolü, erkek cinsel organı şeklinde gösterilen “lingam” ile sembolize edilir ve buna ibadet edilir. Şiva, öküz Nandi’yi araç olarak kullanır. Nandi’nin karışık saçları Ganj nehrinde yaşayan Ganga isimli tanrıçayı taşır. Şiva, hayatı boyunca Himalaya’larda yaşamış ve esrar kullanmıştır. İki kaşının arasında üçüncü bir göz taşır, bu nedenle üç çatallı bir mızrak ile birlikte sembolize edilir. Şiva, aynı zamanda dansçı Nataraja olarak da bilinir. Nataraja kozmik dansı ile bütün evreni titreştirmektedir. Şiva ve Parvati’nin iki çocukları vardır. Parvati, Durga şekline girdiğinde karanlık bir görünüm alır. Bu rolde iken on  tane koluyla çeşitli silahlar tutar ve bir kaplana biner. Birinci çocukları olan Ganeş fil başlı tanrıdır. Ganeş, varlığın ve bilgeliğin tanrısıdır ve bütün tanrılar içinde en çok bilinenidir. Baba Şiva, uzun bir yolculuktan döndükten sonra karısının yanında ilk kez gördüğü Ganeş’in kendi oğlu olduğuna inanmamış ve kafasını kesivermiştir. Karısı Şiva’ya oğlunu yaşatması için baskı yapınca Şiva, Ganeş’in ormanda karşılaşacağı ilk canlının kafasını alırsa yaşayacağını söylemiştir. Böylece Ganeş ormanda ilk karşılaştığı hayvan olan filin kafasını almıştır. Ganeş’in kullandığı araç ise bir faredir! Şiva ve Parvati’nin öbür çocukları, savaş tanrısı Kartikkaya'dır.

Şiva’nın yokedici kişiliğini gösteren Kali ise tanrıçaların en vahşisidir, insanlardan kurbanlar ister, belindeki kemerde kafatasları asılıdır.

Kayıp tanrı ve tanrıçalar ortaya çıktıkça sınıflandırma yapmak iyice zorlaşmaktadır. Bu kadar çok tanrı için pek çok tapınak yapılması gerekmektedir. Birçok Hindunun genelde Vaişnavit (Vişnu’yu izleyen) veya Şivait (Şiva’yı izleyen) olduğu söylenebilir. Kutsal inek bütün Hindular için dokunulmazlığı olan bir hayvandır.

Hindu dinine sonradan geçmek mümkün değildir. Yani Hindu olabilmek için Hindu anne ve babadan doğmak gerekmektedir. Günümüzde Hinduizm, batılı hayranlarını eli boş çevirmemek için Guru’lar ihraç etmeye başlamıştır. Bir guru, sadece bir öğretmen veya ruhsal rehber değildir. O, yolunu izleyecek olan öğrencilere kendi kişiliğini örnek olarak gösterir. Ruhsal yolda ilerleyebilmek için öğrencinin bir Guru’ya daima ihtiyacı vardır.

 Sadhular ruhsallığı arayış yolunda yalnız ilerleyen dervişlerdir. Genellikle yarı çıplak gezer, üstü başı tozlu ve saçı sakalına karışmış halleriyle kolaylıkla tanınırlar. Şiva’yı izleyen Sadhu’lar ellerinde üç çatallı bir mızrak taşır. Sadhu’lar normal ailesi olan ve toplum için elinden gelen her şeyi yaptığına inanan, ancak sahip oldukları her şeyden vazgeçerek ruhsal gerçekliğe ulaşmaya çalışan kişilerdir. Benliklerini aşabilmek için çeşitli yollar kullanarak inanılmaz acılara katlanıp bütün Hindistan’ı dolaşırlar. Çeşitli zamanlarda ve çeşitli yerlerde düzenlenen dini toplantılarda bir araya gelirler. Birçok Sadhu pis bir dilenci gibi görünmelerine karşın genellikle samimi bir arayış içinde olan saf kişilerdir. Gerçek bir Sadhu bahşiş olarak verseniz bile sizden para kabul etmez. Birçok Sadhu, bu parayı gerçekten saf ve temiz yardım duygularınızın bir ifadesi olduğunu hissederse belki kabul edebilir.


BUDİZM
Budizm, aslında bir din değildir ve Budizm'de bir tanrı kavramı da yoktur. Temel ilkeleri felsefe ve ahlâk prensipleridir. Budizm, M.Ö. 500 yıllarında, o günlerde Kuzey Hindistan topraklarında kalan fakat günümüzde Nepal'de yer alan Lumbini şehrinde bir prens olarak doğduktan sonra aydınlanmaya ulaşan, Siddharta Guatama tarafından kurulmuştur.

 Buda’nın yaşamı hakkında kesin ve net bilgi birikimine sahip değiliz. Çeşitli kaynaklarda onun M.Ö. 560-480 yılları arasında yaşadığı belirtilmektedir. Buda’yı Himalayaların eteklerinde Lumbini ormanında dünyaya getiren annesi, doğumdan 7 gün sonra ölmüştür. Çocukluk ve gençlik çağını sorunsuz bir şekilde yaşayan Buda, çevresindeki acılardan etkilenerek ailesini, karısını ve çocuklarını bırakarak, ormanlarda yaşamını sürdürmeye başlamış ve çok sıkı bir çileye girmiştir.

Buda'nın yaşam duruşu, etrafında müritlerin oluşmasına neden olmuş ve bundan sonraki yıllarda Buda öğretisini Hindistan’ın kuzey doğusunda Ganj havzasında yoğun bir şekilde yaymaya başlamıştır. 80 yaşına bastığı gün Kuşinagar’da eceliyle ölmüştür. Hint adetlerine göre cesedi yakıldıktan sonra külleri sekiz kişi tarafından paylaşılmıştır.

Düşünceleri ölümünden sonra dört ayrı şekilde ele alınmıştır.

Buda’ya göre;

Akıl gelip geçici olaylardan temizlenmelidir. Düşünce zinciri kontrole imkan olmayan girdaplarda mahvolur gider. Yaratıcı için; “Hiçbir fani göz onu görmemiştir. Onu görmek için açılan perdenin arkasında kendini saklayan başka pir perde çıkar, fakat perdeler sonsuzdur.” Mutlaka karanlıklar aydınlanacaktır, ama kurbanlar, armağanlar vererek güçsüz tanrıların himayesini aramaya kalkışmayınız. Göklerde melekler bile geçmiş zamanların meyvesini toplamaktadır. Cehennemin en geniş çukurlarında da şeytanlar cezalarına katlanıyor. Kainat ise durup dinlenmeden doğmasına izin veriyor. Sizi bu aleme bağlayan zincirleri koparıp, eşyanın ruhunu ve özünüzü tadın, göksel rahatlığa kavuşun.

Budistler, Nirvana olarak bilinen “aydınlanma” nın tüm insanların nihaî amacı olduğuna inanır.

Buda, Dharma bilgisini ve öğretilerini hiçbir zaman yazılı olarak ifade etmediği halde kendisinden sonra gelenler bu felsefeyi dini bir sisteme dönüştürmüştür. Budizm, iki büyük ekol halinde Viet-Nam, Bhutan, Japonya, Çin (Tibet), Sri Lanka, Burma ve Tayland’da uygulanmaktadır. Hindistan ve Nepal’de Budizmin Hindu-Tantrik tipi, ezoterik yapısıyla dikkati çekmektedir.

Buda, aydınlanmaya ulaşmak için maddi dünyayı terk etmeyi düşünüyordu. Fakat başka dinlerin tersine dünya nimetlerinden mahrum kalmanın insanı ilerletmediğini gördü. Böylece, her şeyin aşırılığa kaçmadan yapılmasını öneren ‘orta yol’ öğretisini oluşturdu. Buda, tüm yaşamın acılardan ibaret olduğunu ve bu acıların kaynağının ise arzular olduğunu gösterdi. Buda’nın ’sekiz basamaklı yol’u izlendiğinde bu arzuları aşarak Nirvana’ya ulaşmak ve yeniden doğuştan kurtulmak mümkün olmaktadır. Kişiyi yeniden doğmaya sürükleyen yine kendi karmasıdır. Buda’ya göre karma, sadece kör bir kader değil sebep ve sonuç yasasının doğal bir sonucudur.

Budizm ahlakı, doğruluğu, akıl ve kötülüklerden uzak kalmayı yeğler.

Buda'nın Yaşamı

Gautama Buda, M.Ö. 563-483 arasında Hindistan'da yaşadığı tahmin edilen ruhani öğretmen ve Budizm'in kurucusudur. Doğduğunda adı Siddhārtha Gautama'dır. Prens Siddharta ya da Śākyamuni (Sakya kabilesinden gelen bilge) adlarıyla da anılır.

Aydınlanmış kişi anlamına gelen Buddha ise, peşine düştüğü yaşam ve ölümün ardındaki gerçeğin arayışı sonucu Siddharta Gautama'da oluşan ruhani bir değişimi anlatmak için kullanılır.

Hayatı

Siddharta, Hindistan'ın kuzeydoğusunda, Nepal sınırının yakınlarında bulunan Kapilavastu şehrinde hüküm süren Kral Suddhodana ile kraliçe Maya'nın oğluydu. Gautama klanı ve Sakya kabilesinden olan Siddharta'nın M.Ö. 563 yılında Nepal yakınlarındaki Lumbini'de doğduğu söylenir. On altı yaşındayken kuzeniyle evlendi. Sarayda maddi olarak hiçbir eksiği yoktu. Ama derin bir doyumsuzluk içindeydi. İnsanlarının çoğu yoksul ve sürekli bir şeylere ihtiyaç duyuyorlardı. Zenginler bile sık sık bunalıma ve mutsuzluğa kapılıyorlardı. "Hayat, acılar ve ölümlerle bir anda silinen geçici zevklerin ötesinde bir şey olmalı" diye düşündü. 29 yaşındayken, ilk oğlunun doğumundan sonra, bu hayatı bırakması ve gerçeği araması gerektiğine karar verdi. Saraydan, arkasında her şeyini bırakarak ayrıldı ve bir gezgin oldu.

Zamanın kutsal kişileriyle geçirdiği bir süre sonunda bu kişilerin hayat hakkındaki önerileri doyurucu bulmadı. Dünya zevklerinden tamamen el çekmenin, yani çileciliğin gerçek bilgeliğe giden yol olduğuna inanılıyordu. Bu nedenle birkaç yıl oruç tutarak ve nefsine eziyet ederek yaşasa da bir süre sonra bedenine işkence etmenin sadece beynini bulandırdığını, kendini gerçek yoldan saptırdığını düşünerek dünya zevklerinden el etek çekme fikrinden vazgeçti. Yıllar boyunca (bazı kaynaklarda 9 yıl olduğu söylenir) sadece derin düşüncelere dalarak ve değişik meditasyon teknikleri geliştirerek yaşamını sürdürdü.

Bir gece, Bodhi ağacının altında otururken ilham geldi. Bütün geceyi düşünerek geçirdi, sabaha artık Buda yani "aydınlanmış olan" olduğuna inandı. Bu sırada otuzbeşindeydi. Hayatının geri kalanında, Hindistan'ın kuzeyini, Ganj kıyılarının kutsal kenti Benares ve dolaylarını yeni felsefesini anlatarak gezdi.

Buda'nın temel öğretisini, Budistler Dört Asil Hakikat olarak adlandırır: İnsan hayatı aslında acılardan ibarettir; bu acıların sebebi bencil ve doymak bilmez isteklerdir; insanın bencilliği ve istekleri sona erdirilebilir; sonuçta bütün bu doymak bilmez arzu ve iştah ortadan kaldırıldığında, ulaşılan durum nirvana olarak adlandırılır. Bencillik ve isteklerden kaçışın yöntemi, "Sekiz Katlı Asil Yol" diye adlandırılır:

doğru görüş,

doğru niyet,

doğru konuşma,

doğru hareket,

doğru geçim kaynağı,

doğru çaba,

doğru düşünme

doğru meditasyon

 




Nepal & Tibet & Bhutan gezilerimiz
 PRONTOTOUR AC Seyahat Acentesi işbirliği ile gerçekleştirilmektedir.

NEPAL GEZİ REHBERİ
NEPAL'DE HAVA
Weather in Kathmandu
NEPAL UYDU HARİTA

TAKVİM
NEPAL TAKVİMİ

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam46
Toplam Ziyaret267649